Halil Gündoğan
20.08.2026
“İran’da cinsel
saldırıya karşı kendisini savunan 23 yaşındaki Marziye Niyeri idam edildi.”
Halil Gündoğan
20.08.2026
“İran’da cinsel
saldırıya karşı kendisini savunan 23 yaşındaki Marziye Niyeri idam edildi.”
Halil Gündoğan
25.08.2026
İsrail ile Türkiye
arasında savaş riski var mı?
Bu soruyu, genelleme yaparak yanıtlamak çok da isabetli olmayacaktır. Çünkü bu sorun, güncel ve uzun vade açısından farklı farklı boyutlarıyla ele alınmayı gerektirir özellikler arz ediyor. Uzun vade açısından özellikle şunun altını çizmek gerekiyor: İlişkileri esasen pazar rekabeti ve çıkarlar üzerinden karakterize olan ve keza yayılmacı emperyalist yönelim sahibi tüm emperyalist kapitalist güç odakları arasında, potansiyel olarak bir savaş olasılığı her zaman vardır, olacaktır da. Bu bağlamda, evet, İsrail ile Türkiye arasında da bir savaş olasılığından bahsetmek pekâlâ mümkün. Hele ki söz konusu bu iki devlet bölgesel yayılmacılık ve liderlik rekabeti zemininde karşı karşıya konumlanmışsa; bu olasılığın, artık ciddi bir risk özelliği de taşıdığı, rahatlıkla söylenebilir.
Halil Gündoğan
20.08.2026
Pasifize edici
Özellikle son dönemlerde gerek Apocu Kürt Siyasal Hareketi (AKSH) mensupları, tabanı ve gerekse kimi sol ve solumsu liberal çevreler tarafından sıklıkla “muhatap alınma” ve “masaya oturtma” argümanları kullanılır oldu. Tekin olmayıp, son derece maksatlı kullanılan bu argümanlara kayıtsız kalmamak gerekiyor. Çünkü mazlum ve mağdur durumda olanın itiraz, direnç ve taleplerini pasifize ve minimize etme işlevi görüyor. Keza egemenin “ulvi” çıkarları lehine kendi haklarından taviz vermeyi “normalleştiriyor”. Yani bir bakıma mazlumun “rızasını” oluşturma işlevi görür. Bu ise, mevcut denklemde objektif olarak mağdur ve mazlumun hukuk ve çıkarlarının değil, zorba-egemenin “egemenlik” hukuk ve çıkarlarının gözetilmesi sonucunu doğuruyor.
Halil Gündoğan
17.08.2026
Manipülatörler
Toplumsal ve siyasal gelişmelerin kritik bazı evrelerinde, mevcut iktidarın veya doğrudan devlet aygıtının uygulamak istediği bazı sıkıntılı siyasal projelerde, bir psikolojik savaş enstrümanı olarak “yol temizliği” ve toplumsal rıza oluşturma ihtiyacı oluşur. Sistemler, bu ve benzer daha pek çok hizmetler için her branştan, açık ve örtük binlerce uzman istihdam eder. Kimisi “vatan-millet aşkına” gönüllü, kimisi de maddi kazanç karşılığında, maaşlı hizmetkârdır. Bunların, “süreç” döngüsünde ileri çıkanlarından biri de eski sivil faşist örgütlenme içerisinden gelen, şimdilerin liberali, Profesör Mümtaz’er Türköne’dir.
Halil Gündoğan
14.08.2026
Özet olarak din
Arapça kökenli bir kelime olan dinin kavramsal olarak; “âdet, durum; ceza, mükâfat; itaat” şeklinde, çoklu anlamları varmış. Ancak bununla birlikte dinin kelime anlamını “Din (İlahiyat) Ansiklopedisi” şöyle formüle ediyor: “‘Karşılık vermek, itaat etmek, âdet, hayat tarzı ve yol’dur. Terim olarak, tanrı veya tabiatüstü güç ve değerlere inanma ve bağlanma esasına ve kutsal düşüncesine dayalı kurum, kurallar, uygulamalar ve semboller düzeni ve bağlılarına bir hayat tarzı öngören sistem demektir.”
Halil Gündoğan
13.08.2026
Sayın Oruçoğlu gerçeklikten kopuk, kurgusal ve esasen de siyasi manipülasyondan öteye gitmeyen, “Kürt ne yaptı” başlıklı bir makale kaleme almış. Ağır bedellerin ve bir ulusun ve bölge halklarının kaderinin masaya yatırıldığı bir süreç söz konusu. Doğallığıyla böylesi bir durumda, kullanılacak dil de konunun içeriği ve tarzı da bunun özüne uygun olmak zorundadır. Bu, ele alınan ve üzerine söz kurulan mevzunun ağırlık ve ciddiyeti gereğince taşınması gereken bir sorumluluktur çünkü. Fakat okuyanlar tanık olmuşlardır ki Oruçoğlu’nun sorunu ele alış tarzı laubalicedir. Eğlencelik bir menkıbe anlatır gibidir. Bu ise, konunun ağır gerçekliğini hafifseten ve sulandırıp yozlaştıran bir işlev görüyor. Keza daha da önemlisi sorunu sunuş tarzı da olgusal gerçeklikten kopuktur. Farazisel bir kurguyla süreci anlatmaya soyunmuş. Bu ise, başlı başına tarihsel bir sorumsuzluktur. Şayet sorun karşısında vicdanınız ve siyasi sorumluluğunuz sizi söz kuramaya koşulluyorsa; o halde torunlarınıza ve sizi dinlemeyi sevenlere menkıbe anlatır gibi değil, oturur buna uygun siyasi bir makale yazarsınız. Bu, anlatım yeteneği ve siyasi söz söyleme birikimine sahip sizin için hiç de zor bir şey olmasa gerek.
Halil Gündoğan
10.08.2026
Sünni İslam’ın
sembolik “kalbi”
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye devlet başkanları, 7 Ağustos 2026 tarihinde, Sünni İslam’ın sembolik “kalbi” Mekke’de, “Mekke” markasıyla bir “Ortak Savunma Antlaşması” imzaladı. Özetle, antlaşma prensip olarak: “Üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının”, “hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edilmesini” öngörüyor.
Halil Gündoğan
7.08.2026
“Kışkırtıcı” soru
Gazeteci sayın Murat Yetkin, “eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek” deyiminin kulaklarını çınlatırcasına, kışkırtıcı bir soru soruyor: “PKK lideri Abdullah Öcalan, tam da Terörsüz Türkiye projesinin yol haritasını oluşturacak çerçeve yasanın TBMM’de tartışılacağı günlerde çıkıp ‘üniter devlet’ çağrısı yapar mı, dersiniz?”
Halil Gündoğan
4.08.2026
“Deve mi Kuş mu”
muamması
Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı ile start almış ve o günden bugüne de kesintiye uğramadan devam ettirilen bir “süreç” var. “Deve mi kuş mu?” olduğunun çok da anlaşılması istenmeyip, özellikle de muallakta bırakılmak istenen bir “süreç”! Tabii “sürecin” bu muamma hali, aslında sadece Kürtler ve diğer geniş kamuoyu için söz konusudur. Çünkü devlet ve Apocu Kürt Siyasal Hareketinin yönetici kademesi açısından ortada bir muamma durumu yok. “Süreç” çok açık bir şekilde, Apocu Kürt Siyasal Hareketi tarafından yürütülen silahlı mücadele ve silahlı mücadele örgütlerinin tümden tasfiye edilerek, sisteme eklemlenmesinden ibarettir.