“Hainlik” linçi ve demokrasi fukaralığı

 


Halil Gündoğan

3.07.2026

 

Tabu ve dokunulmazlık zırhına sığınmak

Toplumsal kesimlerin hemen tamamında belli yönleriyle ortaklaşan, ama önemli oranlarda da farklılıklar ve özgünlükler arz eden, “aykırımsı” birtakım değerler sistemi vardır. Olacaktır da. Tabiatıyla bunlar, “zamanın ruhuna” uyarlı olarak farklı değerlendirmelere açık olurlar. Olmaları da gerekiyor. Yani bunlar, halkımızın, millet, devlet ya da daha dar anlamda örgüt-cemaat-lider, aşiret, kılan ve ailemizin “dokunulmaz” değerleri (“tabuları”) olarak eleştiriden muaf tutulamazlar. Tutulmamalıdırlar da. Çünkü bu tür şeyler statik değil, dinamik toplumsal yaşamın seyrindeki gelişim ve değişimlere koşut olarak revize edilmeye ve güncellenmeye açık olurlar. Toplumsal yaşamda her şey donuk olarak kalmış olsaydı; örneğin dört değil, bir “kutsal kitap” yeterli olurdu. Ya da “tek muktedirin” her şeye hükmettiği bir mecrada bu kadar fazla ve farklı ideoloji, din, mezhep ve inanca ihtiyaç oluşmazdı.