“Demokratik entegrasyon” iradesi: “Rojava Devrimi”nin tasfiyesi

 


Halil Gündoğan

11.05.2026

 

Ortak açıklamanın öz içeriği

Kısa bir süre önce aralarında TKP-ML’nin de bulunduğu 6 örgüt, “Rojava devrimi tüm ezilen dünya halklarınındır, savunacağız.” Başlıklı ortak bir açıklama paylaştı. Bildiride özetle: “Başta Türkiye halkları olmak üzere tüm bölge ve dünya halklarına sesleniyoruz; Rojava’da uğruna ölünecek değerler yaratmış bir devrim gerçekleşmiştir. Rojava devrimini savunun! Bu devrim etrafında kenetlenin! Rojava’ya dayatılan tasfiye saldırılarına karşı her yerde mücadeleyi yükseltin! HTŞ ile girilecek her türlü siyasi, ekonomik işbirliğine karşı mücadele edin!” denildikten sonra bir saptama ve çağrı daha yapılıyor:

 

Kaypakkaya ardılı partilerin bitimsiz “senfonisi”

 


Halil Gündoğan

8.05.2026

 

 

Hatırlanacağı üzere, TKP(ML)’nin Kaypakkaya tarafından kuruluş tarihi olan 24 Nisan vesilesiyle, Kaypakkaya ardılı mevcut partilerin her birinin MK-Siyasi Büroları, Partilerinin 54. kuruluş yıl dönümünü kutlayan açıklamalar yaptılar. Farklı sözcüklerle ifade edilmiş olsa da ancak ortak mesajları şuydu: “TKP(ML) 54. Mücadele yılında, İbrahim Kaypakkaya’nın yolunda ve çizgisinde kararlılıkla ilerlemeye devam ediyor.” (Mealen)

 

Çin modeli devrim stratejisi hâlâ uygulanabilir midir?

 


Halil Gündoğan

5.04.2026

 

 

Ayırt edici temel özellikleriyle USHSS (*)

Bilindiği üzere Çin Devrim Modeli olarak da anılan devrim stratejisi, Mao Zedung’un gerek savaş literatürüne ve gerekse Marksizm-Leninizm bilimine kazandırdığı, Uzun Süreli Halk Savaşı Stratejisidir (USHSS). Stratejik Savunma, Stratejik Denge ve Stratejik Saldırı olmak üzere üç stratejik aşamadan oluşan bütünsellikli bir stratejidir. Bu strateji, stratejik savunma dönemi boyunca geçerli olan uzun süreli köylü gerilla savaşı ile güçlü bir gerilla ordusu yaratmayı ve düşmanı kırsal alanda yıpratarak ve kızıl siyasi üsler oluşturarak devrim ile karşı devrim arasında bir denge oluşturmayı hedefler. Sonra mevzi ve cephe savaşları ile bu dengeyi belirgin bir şekilde devrim lehine olacak şekilde değiştirme hedefi güder. Ve en son olarak da kuşatılmış kentlerde başlatılacak toplu ayaklanma ile karşı devrimi bozguna uğratarak, devrimi başarıya ulaştırmayı hedefler. Yani bu devrim stratejisi, Leninist veya Sovyetik Devrim Stratejisinin aksine, uzun süreli silahlı mücadele seyrinde, kırlardan şehirlerin kuşatılması esasına dayanır. Devrimin ideolojik-siyasi önder gücü proletarya olsa da temel gücü, feodal ve yarı feodal sosyo ekonomik yapının var ettiği topraksız ve yoksul köylülüktür. Yani aslında bir ‘köylü devrimi’ olarak devrim, asgari görev olarak, önüne başta toprak sorunu olmak üzere, burjuva demokratik devriminin görev kapsamında olup ta çözülmemiş olan tüm demokratik devrim sorunlarının çözümünü koyar. Devrimin azami programı ise sosyalist devrime geçişin alt yapısını oluşturmaktır.

 

Sahi, dünyada bugün hâlâ Esas akım devrim midir?

 


Halil Gündoğan

30.04ç2026

 

 

Günümüz dünyasında devrimin mi yoksa emperyalist savaş etmenlerinin mi baskın unsur olarak süreci karakterize ettiği sorunu, uzunca bir süreden beridir tartışılagelmekte. Kişi olarak sanırım bir on yıl kadar önce, dünyadaki olgusal gerçeklikten hareketle, baskın unsurun artık savaş etmenleri olduğu tespitinde bulunmuştum. Sonrası süreçte yazdığım birçok makalede de bunu işlemeye devam etmiştim.