Halil Gündoğan
16.05.2026
Birliğin güncel
önemi
Galiba öncelikle şu durum tespitinin yapılması gerekiyor: Gerek yerel ve
gerekse enternasyonal ölçekte devrimci ve komünistlerin birlik sorunu, kuşku
yok ki her dönem yakıcı bir önem arz eder olmuştur. Fakat bu önem, devrimci
güçlerin adeta bin parçaya bölünerek son derece zayıf düştükleri, öte yandan
bölgesel düzeyde, yani alt evreleriyle emperyalist yeni bir paylaşım savaşının
yaşanmakta olduğu, keza sınıf çelişkilerinin alabildiğine keskinleştiği, bir
diğer ifadeyle genelde devrim için nesnel koşulların hızla mayalanmakta olduğu
bugünün koşullarında ki kadar kritik olmamıştır. Yani söz konusu bu koşullarda
devrimci ve komünistlerin yerel ve enternasyonal ölçekteki birlik sorunu,
sıradan olağan bir ihtiyaç olarak değil; abartısız, tam bir varlık-yokluk
sorunu olup, “kader” belirleyici önemde bir ihtiyaç karakterindedir. Yani bu
birliğin sağlanması sorunu gerek yerel ve gerekse enternasyonal bazda devrimci
güçlerin kaçınılmaz olarak girişecekleri anti-faşist ve anti- emperyalist
mücadelede kendi iç cephelerini tahkim etme sorunudur.
Sorunun önem ve
aciliyeti nereden geliyor?
Gerek devrimci ve komünistlerin birlik ve gerekse daha özgün olarak anti
emperyalist savaş karşıtı güçlerin cephesel birlik sorunun aciliyet, ciddiyet
ve de önemle ele alınabilmesi için, birliğin sağlayıcı özneleri tarafından bu
nesnel gerçekliğin tespit edilmesi gerekiyor. Çünkü aksi takdirde hareket ve
ele alış tarzını, sanki “normal” ve “sıradan” koşulların birlik sorunu ele
alınıyormuş gibi, son derece rahat, geniş zamanlı ve “olsa da olur, olmasa da
olur” modunda, bir nevi lakayıt bir yaklaşım belirliyor olacaktır. Dolayısıyla
da birliğin arz ettiği önem ve aciliyetin derecesi de yeterince bilince
çıkmıyor/çıkamıyor. Nitekim somut durumda yaşananlar da buna işaret ediyor. Ne
yerel ve enternasyonal düzeyde komünistlerin örgütsel birliği, ne yerel ve enternasyonal
düzeyde sol-sosyalist güçlerin anti faşist ve anti emperyalist cephe sorunu ve
ne de kapıya dayanan emperyalist savaş karşıtı cephe sorunu gerektiği gibi ele
alınabiliyor. Bu her üç sahada da esasta kendiliğindenci, keza daha çok dar
grupçu ve ben merkezci ve keza anti emperyalist savaş karşıtı cephe konusunda
da tamamen perspektifsiz bir durum söz konusu.
Enternasyonal
düzeyde komünistlerin birliği
Bu üç sahaya ilişkin birlik sorununda, örneğin herkesim birlikten ve
birliğin öneminden bahseder ama gereksinimi duyulan birlikteliklerin sağlanması
konusunda hiç kimse sorunun özü ve karakterine uygun ciddi bir çaba içinde girmez.
Örneğin bazı kesimlerin enternasyonal alanda komünistlerin birliği konusunda ki
tutumu gerçekten de ibretliktir. Bunlardan bazıları “komünist” olma kriterini
“Maoizm’e” indirger ve ama öte yandan da oluşturulan birlik, kendilerini Maoist
değerlendiren parti ve grupların hepsini dahi kapsamaz. Yani bütün Maoistleri
kapsayacak bir enternasyonalin oluşturulması için bile gereken özen ve gayret
içinde olunmaz. Ya da yine aynı şekilde kendilerini ML olarak değerlendirenlerin
bir kısmının enternasyonali de sadece bir kısım ML ve Maoistleri kapsarken,
diğer birçok ML ve Maoist ise ayrı bir oluşum içinde yer alır vs. vs. Ama
herkes durumundan memnun olmalı ki dışlarında kalmış olan diğer ML ve
Maoistlerle de acilen birleşerek daha güçlü ve işlevli bir enternasyonal
oluşturmak gibi bir dertleri yok. Keza kimse, kendilerini ML olarak
adlandıranlarla, Maoist olarak adlandıranlar arasında enternasyonal birliği
oluşturmanın önünde, Marksizm-Leninizm bilimine dair ne tür ilkesel ayrılıklar
olup olmadığını ciddi şekilde sorgulamıyor. Görev edinilip sorgulansa,
görülecektir ki ileri sürülen ayrılık noktaları tamamen yapay ve zorlamadır.
Görev edinilip sorgulansa; “Maoizm” olarak oluşturulan teori Leninist Mao’yu,
dolayısıyla da Lenin’i birçok konuda yadsıyan sol sübjektif bir sapma olduğu ve
dolayısıyla da bunu komünistlerin birliğinin bir kriteri yapmanın ne kadar
saçma sapan bir şey olduğu görülecek. Bu yapaylıklar ve sorumsuzluklar öylesine
uç boyutludur ki adeta her bir “komünist enternasyonal” kendisine bağlı bir
anti emperyalist cephe oluşturma tercihinde bulunabiliyor. Hadi diyelim bu yapıldı, ama yine de küçük
grupçuk enternasyonal olmaktan kurtulamayan bu birliklerin işlevli bir güce
dönüşebilmesi için bari bunların bir üst çatı örgütlülüğü altında, örneğin
Konfederal tarzda birleştirilmesi dert edinilsin.
Yerel düzeydeki
devrimcilerin birliği
Devrimci ve komünistlerin yerel bazdaki birliği sorunu ise tamamen apayrı
bir sorun. Devrimci güçlerin birliği konusunda bazı deneyimsel girişim ve
oluşumlar oluyorsa da ama bunlar asla özellikle de önümüzdeki savaş ve faşizme
karşı ortak bir devrimci direniş cephesi özelliği taşımayan, daha çok günü
birlik sorunlarda birlikte tepki koyma amaçlı oluşum karakterindedir. Oysa
sürecin ihtiyacını duyduğu devrimci güçlerin birliği sorunu tamamen iktidar
hedefli anti faşist ve anti emperyalist bir mücadele örgütlülüğüdür. Çünkü
mevcut koşulların her bir iddialı “proletaryanın önder partisinin” gerçekliği
bu görevi tek başına üslenmeye ve başarıya ulaştırmaya asla yeterli gelmez. Bu
başarı ancak ki siyasal demokrasi asgari müştereğinde birleşen devrimci bir
cephe ittifakı ile mümkün olabilir. Keza bu geniş demokrasi cephesi içinde ayrıca
asgari müştereği proletarya demokrasisi yani sosyalizm olan güçlerin de kendi
aralarında bir birlik oluşturmaları gerekecektir vs.
Yerel düzeydeki
komünistlerin birliği
Ve birbirlerini komünist gören parti ve grupların da gerek bu her iki
birliğin içinde ve gerekse tek başlarına mücadelede etkin bir önder güç
pozisyonu kazanabilmeleri için örgütsel birliklerini sağlamanın bir yolunu
bularak bu dağınık ve güçsüz grupçuklar durumuna son vermeleri gerekiyor. Bu,
öylesine bir görev ve sorumluluk değil, tarihi bir görev ve sorumluluktur.
Tarihi olması, mevcut koşullarda başka türlü devrimci bir çıkış imkânının veya
güçlerini koruyabilmenin bir başka yolunun olmamasından geliyor.
Sosyal pratik tanıktır ki sorun bu perspektiften ele alınmadıkça, bolca
birlik edebiyatı ve dostlar alışverişte görsün babında birlik çağrıları yapılsa
da ciddi hiçbir yol alınamaz ve dolayısıyla da birlik sağlanamaz. Nitekim
sağlanamıyor da işte. Çünkü örneğin kendilerini Maoist addeden MKP, TKP/ML ve
TKP-ML arasında ideolojik herhangi bir ilkesel ayrılık yok ve bunlar kardeş
partiler olmalarına rağmen, bunların birliği yönünde MKP dışında birleşme
çağrısı yapan yok. MKP’nin çağrısı ise, daha önceki makalelerimde de işaret
ettiğim gibi ciddiyet yoksunu ve dostlar alışverişte görsün babında. TKP/ML ile
TKP-ML birbirlerini bırakalım kardeş komünist örgütler, devrimci halk güçleri
olarak görme siyasi olgunluğundan dahi uzak, sol sekter tutumlar sergilemeyi
marifet saymaya devam ediyorlar. TKP/ML büyük abi edalarında, birliğin yolunu
“komünist çizgide birleşelim” olarak belirlemiş. Yani birlik isteyen
diğerlerinin kendilerini feshederek TKP/ML’ye katılmalarını öneriyor. Diğer
TKP-ML ise MKP’nin çağrısına dört yıl sonra yanıt verme lütfunda bulunmakla
zaten birlik sorununa nasıl baktığını ortaya koymuş oluyor. Dört yıl aradan
sonra ise MKP’nin kongre kararlarındaki bazı görüşlerinden ötürü birlik zeminin
bulunmadığını kamuoyuna açıklayabiliyor. Ciddiyetsizliğin ve sorumsuzluğun
adeta zirvesi bir tutum. Sen o güne kadar tek bir laf etme o yanlışlar
konusunda, sonrada çık bu gerekçeyi ileri sür!
Keza yine aynı TKP-ML bundan kısa bir süre önce emperyalist savaş riskinden
ötürü haklı olarak komünistlerin enternasyonal birliğini sağlamalarına dikkat
çekerken; ama bir kelimeyle de olsa komünistlerin yerel örgütsel birliklerini
sağlamanın gerekliliği ve aciliyetinden bahsetmemesi ve bu uğurda kılını
kıpırdatmaması ilginç olmanın ötesinde tuhaf bir açmaz değil midir sizce de?
Keza bu üç örgütün de örneğin Kaypakkaya geleneğinden geldiği iddiasını
koruyan Bolşevik Partizan’ı Maoizm
paranteziyle birlik muhatabı saymamaları ne kadar doğru olabilir acaba? Keza
yine örneğin Maoizm söylem ve sol sübjektif yapay “üçüncü aşama” edebiyatı
dışında, MLKP ile sosyalist devrim teorisi konusunda, asgari müştereklerde
birleşemeyecekleri ne tür ayrılık noktalarına sahipler acaba? Yani niye
komünist olmanın yegâne kriteri “Maoizm” ve bu yeterliyse niye diğer Maoistler
ile birlik oluşturmak için ciddi ve yaratıcı gayretler içinde değiller? Niye
gayretleri birliğin nasıl oluşturulabileceği yönünde değil de birliğin
oluşmaması için bahaneler çoğaltma yönünde?
Bunlar, birliğin artık adeta bir varlık-yokluk iklimi oluşturduğu bu
süreçte gerçekten de düşündürücü olması gereken şeyler değil midir sizce de?
Oysa devrimci ve komünistlerin birliğini sağlama sorunu, devrimci sorumluluk
sahibi bu örgütlerin her birinin öncelikli görevleri arasında yer alması
gerekiyor normalen. Bu, nihayetinde bir niyet sorunu oluyor. Bunca uzak ve
ağırdan alıyor olmalarının başka nasıl bir izahatı olabilir ki? Ciddi anlamda
niyetli olsalardı şimdiye çoktan bazı çözüm yolları bulabilirlerdi.
Oluşturacakları komisyonlarla ayrılık noktalarını ortak iradelerle tartışıp
aşmanın gayreti içinde olabilirlerdi örneğin. Keza örneğin bir birlik kongresi
toplayıp, sorunları oranın iradesiyle çözme prensibi üzerinde de
anlaşabilirlerdi. Vs. vs. yani istense daha pek çok yaratıcı ve gerçekten de
sonuç alıcı yol ve yöntemler ortaya çıkarılabilirdi. Olmayacaksa, varsın bütün
bu samimi gayretler sonucunda olmasın. Kaldı ki bu bile çok büyük bir tecrübe
ve kazanım olacaktır devrimci mücadelede.