Sürecin acil görevi: DİRENİŞİ ve DEVRİMİ ÖRGÜTLEMEK

 


Halil Gündoğan

5.06.2026

 

Tarihi fırsat ve kritik eşik anları

Siyasal ve toplumsal yaşamda da bazı anlar vardır ki kritiktir. Gereğinin yerine getirilmemesi, telafisi zor, felaket boyutunda yıkımlara sebep olabilir. Bu anlar, özellikle de içinden geçilmekte olan sürecin sert-keskin çelişmeler tarafından domine edildiği ve radikal müdahalelerle çözüm talep edilen özgün süreçlerdir. Yani tarihi fırsat ve eşik anlarıdır. Fırsatları doğru değerlendirip, eşiğin gelecek vadeden tarafına geçmenin de treni kaçırıp, daha beter duruma geri yuvarlanmanın da mümkün olduğu anlardır.

 

Yaşanmakta olan süreç hem yerel ve hem de küresel bazda işte tamda böylesi “kritik eşik” ve “tarihi fırsat” tanımına fazlasıyla uygunluk arz eden bir özellik taşımaktadır. Bir tarafta küresel bazda emperyalist güç odaklarının, kapitalist-emperyalist sistemin yapısal krizinin ortaya çıkardığı yıkıcı açmazı yeni bir emperyalist paylaşım savaşıyla aşmaya yönelmiş olmaları durumu var. Diğer tarafta da yerel bazda mevcut iktidar bloğunun gerek bölgesel ve küresel bazdaki gelişmelere ve gerekse kendi iktidarını tahkim ederek iç faşistleşme sürecini (bu, “iç cephenin tahkim edilmesi” olarak da okunabilir) tamamlamak için yaptıkları ve yapmak istedikleri var. Öte yandan gerek küresel ve gerekse yerel ölçekte yaşanmakta olan ekonomik krizin, günlük yaşamda halkı içine soktuğu cendere durumu var.

 

Her iki ölçekteki bu nesnel realite, ilginç bir şekilde hem devrimci radikal çıkışlara ve hem de yıkıcı karşı devrimci emperyalist-faşist tahakkümün kendisini tahkim etmesine aynı anda olanak sunma potansiyeli barındırıyor.  Ona kritik “eşik” özelliği kazandıran da işte bu ikili potansiyeli aynı anda barındırıyor olmasıdır.

 

Devrimci çıkışlar veya kitlesel radikal direnişlerle emperyalist savaş kışkırtıcısı güç odaklarına geri adım attırılamazsa; eşiğin, insan ve doğanın felaketi olacak yıkım tarafına kolayca geçilmiş olunacak. Aynı şekilde kitlesel güçlü direniş hatlarının örülmesi başarılamazsa; iktidar bloğu, şeri hukuku da içeren daha dinci-faşizan otokratik bir rejim inşasını tamamına erdirme eşiğini kolayca geçme fırsatı ele geçirmiş olacaktır. Fakat bu her iki eşiği, kitlesel devrimci direniş barikatları ve devrimci iç savaşlar yoluyla, halkların o umutlu yarınlara doğru yol almalarının fırsatına çevirmek de mümkün olabilecek.

 

Direniş ve devrimi örgütleme mecburiyeti

Dolayısıyla da halklar açısından her şey genelde demokrasi güçlerinin, özel olarak da sol-sosyalist devrimci güçlerin direniş ve devrimi örgütleyebilme becerisine endekslenmiş durumda. Yani yeni bir emperyalist dünya savaşının önüne geçerek insanlığı ve doğayı kurtarmak buna bağlı. Aynı şekilde iç faşistleşmenin önüne bariyer örüp, mücadeleyi adım adım geliştirerek siyasal demokrasi ve sosyalist devrim yolunun açılmasını sağlamak da tamamen buna bağlı. Keza her iki durumu engellemenin mümkün olmadığı durumda da direnişi ve devrimi örgütleme mecburiyeti vardır. Çünkü gerek emperyalist savaşı ve gerekse dinci-faşist tırmanışı iç savaş yoluyla devrimci sonuçlara vardırabilmek yani devrim imkânı yakalayabilmek için de yine aynı şekilde bugünden direniş ve devrimi örgütlemeye hız verme dışında bir başka “makul” çözüm yol ve tarzı bulunmuyor. Bu, sınıf ve toplumsal mücadelelerin tarihi tecrübeleriyle de sabittir.

 

Direniş ve devrimin örgütlenebilmesi için

Mevcut koşullar gerçekliği içinde direniş ve devrimin örgütlenebilmesi soyut, kendiliğinden ve edilgen bir miskinlikle değil, büyük bir gayretle ancak ki tanımlı şu somut şeylerin yapılmasıyla mümkün olabilecektir:

 

*) Öncelikle bu her iki görev ve sorumluluğun layıkıyla yerine getirilebilmesi için kendilerine öncü devrimci motor güç misyonu yüklemiş olan siyasal oluşumların mevcut durumun ve olası gelişim seyrinin bu tanı ve tahlilini yapması gerekiyor.

 

*) Bu tanıda hemfikir olan güçlerin gerek emperyalist savaşı gerekse iç faşistleşme sürecinin tamamlanmasının engellenebilmesi için birincisinde enternasyonal bir emperyalist savaş karşıtı cephenin, ikincisindeyse asgari müştereği dinci-faşist sürecin tamamlanmasının engellenmesi olan bir siyasal demokrasi cephesinin kurulmasına tüm güç ve kabiliyetleriyle ön ayak olmaya çalışmaları gerekiyor.

 

*) Her iki durumda da öncelikle gerek enternasyonal gerekse yerel ölçekte komünist ve devrimci sol-sosyalist güçlerin kendi iç cephelerini tahkim etme anlamında dağınık ve bölük pörçük hallerine son vererek, örgütsel birliklerini bir şekilde sağlamaları gerekiyor. Çünkü mevcut koşullarda güç ve çekim merkezi kabiliyeti kazanabilmenin bir başka sihirli yolu yok.

 

*) Ekonomik, siyasi ve kültürel tüm toplumsal sorunlarda sokağı ve meydanları iktidara karşı meşru mücadele alanları yapma hem güçleri birleştirerek ortak mücadelenin şekilleneceği platformlar oluşturma hem de mücadeleyi basitten karmaşığa, küçükten daha büyüğe taşıma stratejisinin izlenmesi gerekiyor. Kime yöneldiğine bakmaksızın, iktidarın yönelim amacını baz alarak tepki göstermek ve böylece toplumsal kesimleri ortak müşterekler etrafında toplanmaya teşvik etmek gerekiyor. Dayanışma ve birlikte hareket etme duygusunun oluşması son derece önemlidir çünkü.

 

*) Devrimci ve komünist yapıların ivedilikle direniş ve devrimin teknik askeri hazırlıklarını yerine getirmeleri gerekiyor. Bunun içine halkın silahlandırılması ve silahlanmaya teşvik edilmesi de dahil olmak zorundadır. Özellikle de sistemin resmi ve çok çeşitli isimler altında organize olmuş paramiliter güçlerinin ilk elden doğrudan hedefi olacak Alevilerin, seküler laik kesimlerin ve keza sisteme biat etmeyi reddeden Kürtlerin de kendi öz savunmalarını yapacak şekilde örgütlenmelerini sağlamak önem arz ediyor.

 

*) Direniş ve Devrimin öncü çekirdek kadrosunun yeraltına çekilmesinin teknik hazırlıklarının ivedilikle yerine getirilmesi gerekiyor. Bu, düşmanın teknolojik kabiliyet avantajları hesaba katıldığında, daha bir profesyonelce ele alınma zorunluluğu olan bir meseledir de.

 

*) Günümüz savaşlarında yapay zekanın da dahil edildiği savaş teknolojisinin ve psikolojik savaş tekniklerinin arz ettiği önem hesaba katılarak, bu her iki konuda da gereken ön hazırlıklara şimdiden başlamak gerekiyor.

 

*) Sürecin ve sorunların tür ve kapsamlarına uyarlı, kitlelerde karşılık bulan yaratıcı özgün örgütsel mekanizmalar oluşturmak ve mücadeleyi bu araçlar vasıtasıyla merkezi koordineye kavuşturmak gerekiyor.

 

*) Halk, örgütlüyse güçlüdür. Örgütlü halk, direniş ve devrimin en güçlü silahıdır. Halkı bu güce ve güçlü silaha dönüştürmek devrimci öncü güçlerin tarihi görev ve sorumluğudur.