savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sahi, dünyada bugün hâlâ Esas akım devrim midir?

 


Halil Gündoğan

30.04ç2026

 

 

Günümüz dünyasında devrimin mi yoksa emperyalist savaş etmenlerinin mi baskın unsur olarak süreci karakterize ettiği sorunu, uzunca bir süreden beridir tartışılagelmekte. Kişi olarak sanırım bir on yıl kadar önce, dünyadaki olgusal gerçeklikten hareketle, baskın unsurun artık savaş etmenleri olduğu tespitinde bulunmuştum. Sonrası süreçte yazdığım birçok makalede de bunu işlemeye devam etmiştim.

 

ABD emperyalizmi Dünya barışının baş düşmanıdır

 


Halil Gündoğan

5.01.2026

 

Alenen ve resmen haydutluk

Haydutluk, emperyalizme içkin değilse de ancak emperyalizmin de başlıca karakteristik özelliklerindendir. Bilindiği üzere kavram olarak karşılığı; “kanun dışı faaliyetlerde bulunma, eşkıyalık, soygun ve başkalarının malına veya canına zarar verme gibi suç içeren davranışları tanımlar.” Yani hiçbir kural tanımaksızın, canına kastetme pahasına, başkalarının malını (toprağını, ülkesini, bilumum yeraltı ve yer üstü zenginliklerini) gasp ederek, kendi zimmetine geçirme fiilidir. Bu fiilin insanlık tarihindeki serüveni, ilkel komünal dönemin ilk ve orta evreleri dışa tutulursa, denilebilir ki adeta insanlık tarihi kadar da eskidir. Ortak mülkiyetin ve giderek kadının da erkek kişiler tarafından gaspıyla ortaya çıkan özel mülkiyetin de tarihi serüvenidir bir bakıma. O tarihi kesitten bu yana bireysel, grupsal ve ama esasen de en büyük örgütlü şiddet tekelini elinde bulunduran devletsel haydutluklar biçimleri altında devam etmektedir.

Savaşlar kendiliğinden devrime yol açar mı?

 

Halil Gündoğan

30.11.2024

 

Kritik bir süreç                                                                                                                                            

ABD ve NATO şemsiyesi altında toplaşan emperyalist haydutlar, Ukrayna sahasında son derece riskli provokatif hamleler geliştirmekteler. Savaş rakibi Rusya’ya karşı art arda geliştirdikleri bu son derece riskli hamleler, gelişmelerin yönünü artık neredeyse kestirilemez noktaya vardırdı: Savaş, her an bölgesel savaştan topyekûn bir dünya savaşına bir anda sıçrayabilir bir hâl aldı. Yani mevcut durum işte böylesine kritik ve son derece de kırılgan.

 

TC. DEVLETİ’NİN YÜRÜTTÜĞÜ SAVAŞ, İŞGAL VE İLHAK SİYASETİDİR; KARŞI ÇIKALIM!..

  

Halil Gündoğan

02.11.2024

 

TC. Devleti, özellikle de “Yeni Osmanlıcı” Siyasal İslamcı Erdoğan İktidarı dönemiyle birlikte, devletin dış politikasının desturu olagelen “yurtta sulh cihanda sulh” klasik politikasını terk ederek; “terörle mücadele” adına, hiçbir “uluslararası kurallar”, devletlerin “toprak bütünlüğü” ve “meşru hukuku”nu hiçe sayan günümüz “haydut devlet”leri siyonist İsrail ve ABD’yi de emsal alarak resmen ve de alenen, “fırsat bu fırsat” diyerek işgal ve ilhak siyaseti yürütmektedir. 

 

Bunu yaparken de hiçbir ar haya duymadan, dünyanın gözünün içine bakarak; işgale giriştikleri ülkenin torak bütünlüğüne saygılı oldukları arsız yalanını tekrarlamaktan geri durmuyor. Malum, bu riyakârlık, siyasal İslamcıların en karakteristik özelliğidir.

 

SAVAŞA AKTARILAN PARA, EMEKÇİYE YAŞATILAN YOKSULLUĞUN BAŞLICA NEDENLERİNDENDİR!..


Halil Gündoğan

12.10.2024

 

“Çözüm sürecinin en önemli sonuçlarından biri de kesinlikle ekonomik göstergeler, ekonomik nedenler olacaktır. Yapılan bir hesaplamaya göre, terörün Türkiye’ye son 29 yıldaki maliyeti yaklaşık 300 milyar dolardır. Çözüm süreciyle birlikte canları tehditten kurtardığımız kadar, ekonomiye de can suyu olacak yeni bir dönemi, yeni bir süreci başlatmış olacağız.”

 

“Demokratik Gelişim Enstitüsü, araştırmacı-yazar İzzet Akyol tarafından yazılan ‘Düşük Yoğunluklu 40 Yıllık Savaşın Türkiye’ye Ekonomik Maliyeti’ başlıklı bir rapor yayınlandı. (…) Raporda, 40 yıllık çatışmalı sürecin ekonomik maliyeti yaklaşık olarak 4 trilyon dolar (3 trilyon 865 milyar 358 milyon) olarak belirtilmiş. İzzet Akyol, raporda silahlı çatışma ortamının temelde dört yolla ekonomik büyümeyi yavaşlattığını belirterek, bu dört yolu şöyle sıralıyor: 1) Silahlı çatışmaların doğrudan maliyetleri, 2) Yatırımlardaki azalma ve verimlilik kayıpları, 3) Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının frenlenmesi, 4) Turizm gelirlerindeki azalma. Akyol’un da vurguladığı gibi, Kürt sorununa siyaset çerçevesinde çözüm bulmada başarısız olunmasının ülkeye muazzam bir ekonomik maliyeti var. (…)”

 

3. DÜNYA SAVAŞI RİSKİ HÂLÂ “GÜÇLÜ OLASILIK” MI YOKSA ARTIK “KAÇINILMAZ AKIBET” Mİ?

Halil Gündoğan

09.10.2024

 


Son bir yılın ve ama özellikle de son ayların olguları öyle gösteriyor ki 3. Dünya savaşı artık sadece “güçlü bir olasılık” olarak değil; “kaçınılamaz bir akıbet” olarak ele alınmayı gerektiriyor. Bu hızlı tırmanış ise esasen şu iki ana etmen üzerinden yaşanıyor: Birinci etmen Rusya-Ukrayna Savaşı iken; ikinci etmen ise İsrail saldırganlığının tırmandırdığı savaştır.

 

Rusya-Ukrayna Savaşı aslında zaten ta en başından itibaren asla bir Rusya- Ukrayna savaşı değildi. Adı konmamış olsa da aleni bir Rusya-NATO savaşıydı. NATO’nun doğrudan müdahil olmadan yürüttüğü bir savaş…Savaşın bir fiil taraflarından biri pozisyonunda görünen Ukrayna, aslında sadece taşeron bir güç. NATO adına vekalet savaşı yürüten, kullanışlı bir aparat.