birlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
birlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Komünist ve devrimcilerin savaş ve devrim hazırlığı olarak birlik sorunu

 


Halil Gündoğan

16.05.2026

 

Birliğin güncel önemi

Galiba öncelikle şu durum tespitinin yapılması gerekiyor: Gerek yerel ve gerekse enternasyonal ölçekte devrimci ve komünistlerin birlik sorunu, kuşku yok ki her dönem yakıcı bir önem arz eder olmuştur. Fakat bu önem, devrimci güçlerin adeta bin parçaya bölünerek son derece zayıf düştükleri, öte yandan bölgesel düzeyde, yani alt evreleriyle emperyalist yeni bir paylaşım savaşının yaşanmakta olduğu, keza sınıf çelişkilerinin alabildiğine keskinleştiği, bir diğer ifadeyle genelde devrim için nesnel koşulların hızla mayalanmakta olduğu bugünün koşullarında ki kadar kritik olmamıştır. Yani söz konusu bu koşullarda devrimci ve komünistlerin yerel ve enternasyonal ölçekteki birlik sorunu, sıradan olağan bir ihtiyaç olarak değil; abartısız, tam bir varlık-yokluk sorunu olup, “kader” belirleyici önemde bir ihtiyaç karakterindedir. Yani bu birliğin sağlanması sorunu gerek yerel ve gerekse enternasyonal bazda devrimci güçlerin kaçınılmaz olarak girişecekleri anti-faşist ve anti- emperyalist mücadelede kendi iç cephelerini tahkim etme sorunudur.

 

Birlik fetişizmiyle, “Koministler arası birlik sorunu” doğru tarzda ele alınamaz!...

 

Halil Gündoğan

4 Ocak 2025

 


Bilindiği üzere MKP, uzunca bir süreden beridir, kısa periyotlarla, “Kaypakkaya Geleneğinden” addedilen kesimlere birlik çağrıları yapıyor. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla bu çağrıyı muhatap alıp yanıt veren ise sadece TKP/ML oldu. Onlar da özetle ve mealen; önerilen tarzda bir birlik sorununun gündemlerinde olmadığını ifade etmekte. Muhataplarından bir diğer TKP-ML’nin ise bugüne kadar kamuoyuna yansıtılan bir yanıtı olmadı. Ama buna rağmen pratikte bazı etkinlikleri de birlikte organize ediyorlar. Fakat bundan hareketle, bu partinin birlik çağrısına pozitif bir yaklaşım içinde olduğunu söylemek, elbette ki sübjektif bir yorum olur.

 

Sol neden güçlü bir çekim merkezi yaratamıyor?

Halil Gündoğan

20.11.2024

 

Günümüz dünyasında, uzunca bir süreden beridir sol, belki bazı küçük istisnalar dışında, hemen hemen her yerde adeta varlıkla yokluk arası bir gerçeklik arz ediyor. O eski ihtişamlı halinden geriye eser kalmamış gibi. Yani kala kala, bölük pürçük, son derece etkisiz, marjinal grupçuklar kalmış. Bunların ekseriyeti de sıkıştığı o dar örgütsel çevresi içinde, bir nevi kendisini yaşatma derdine düşmüş. Günlük “siyasal-örgütsel mücadele” adına sergileyebildiğinin esası, denilebilir ki “yaşama tutunma” gayretine gerilemiş durumda.

 

Tabii ki bu, kendiliğinden, öylesine sebepsiz yere, durup dururken ortaya çıkmış “kadersel bir sonuç” değil. Bu sonucun ortaya çıkmasında çok tayin edici iki dönüm noktası olduğunu söylemek, yanlış olmayacaktır. İlki; 1970’li yılların sonu, 1980’li yılların başlarında kapitalist-emperyalist cephenin “neo liberalizm” adı altında başlattığı top yekûn saldırıya hazırlıksız yakalanarak aldığı o büyük örgütsel ve manevi yenilgidir. İkincisi ise; daha çok da kitlelerde umut ve ufuk yitimi sonucu doğuracak olan, SSCB’nin çöküşünün resmen ilan edilmesiyle boyutlanan o tarihsel ağır yenilgidir. Genel olarak sol ve özel olarak da kitleler nazarında alternatif sistem olarak sosyalizm ideali, işte bu iki tarihsel yenilginin altında kalmış olmasının doğurduğu bir sonuçtur. 

 

TUTUCULUK, DOGMATİZM VE TABELA DEVRİMCİLİĞİ DEVRİME VARDIRMAZ!


Halil Gündoğan

01.06.2024

 

Kısa bir süre önce, “Bu Kendi Kendimizi Kandırmamız Daha Ne Zamana Kadar Sürecek Acaba?” başlıklı, kısa-özlü bir yazı kaleme alıp, bloğumda paylaşmıştım.

 

Yazıda Türkiye ve K. Kürdistan Devrimci Hareketinin içinde bulunduğu olumsuz durum ve açmazları özetlenmiş, kendi kendine yapageldiği ajitasyona ve kafasını kuma gömme hallerine dikkat çekilmiş ve son paragraf olarak da şu soru sorulmuştu:

 

“Peki daha ne zamana kadar ha bire daha geriye düşüren bu ‘patinaj’ haline devam edilecek? Ve daha ne olması gerekiyor şapkayı önümüze koyup, köklü bir muhasebe yaparak, ayakları somut yaşam zeminine basan yeni bir yol ve stratejiyle, gerçek anlamda politik devrimci bir öncü güç olmaya kilitlenmek için?”

KAYPAKKAYA ARDILI HAREKETİN BÖLÜNME VE ‘BİRLİK’ SORUNU ÜZEREİNE


Halil Gündoğan

7 Temmuz 2023

 

1- Çok parçalılık, bölünme/kopuşma ve ayrışma sorunu;

‘Yakın tarih’ olarak, 1968 süreci ve 1970 başlarında ortaya çıkışı itibariyle ele alındığında görülecektir ki Türkiye ve K. Kürdistan Devrimci Hareketi (TKKDH), sınıflı toplum gerçekliğinin doğal bir gereği olarak da zaten parçalı/çok bölüklü olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Bu, elbette anlaşılır ve kabul edilebilir bir durumdur. Çünkü farklı toplumsal kesimlerin günü ve geleceği yorumlayışları, güne ve geleceğe dair istem ve beklentileri birbirinden farklı olduğundan; bunların her birinin kendi siyasal programları ve şiarlarıyla, bunun ifadesi olan kendi öz siyasal örgütlükleriyle toplumsal mücadelede yer edinme istem ve gayretleri, eşyanın tabiatı gereği, normal bir durumdur.