Katledilişinin 50. Yılı vesilesiyle KAYPAKKAYA ve TKP-ML


Şubat 2023

Halil Gündoğan

 


Faşist T.C. Devleti tarafından, bundan 50 yıl önce bir komünist önder, aylarca süren işkenceli sorgular ardından hunharca katledildi. Buradan bir kez daha bu cinayeti kınıyor ve Türkiye- K. Kürdistan devrimci hareketinin ender yetiştirdiği bu komünist önderi saygıyla anıyor ve ideallerine bağlı kalacağımızın sözünü yineliyorum.

 

Onun katli, “işkence sonucu ölüme sebebiyet verme” şeklinde olmayıp; bizzat devletin ilgili ve yetkili kurum ve kişilerince, “devletin ulvi çıkarları adına” karar altına alınan bilinçli ve iradi bir cinayettir.

 

“Türkiye’de komünist mücadelede şimdiki halde en tehlikeli olan fikirlerdir. Onun yazılarında savunduğu görüşler ve öngördüğü mücadele metotları için hiç çekinmeden ihtilalci komünizmin Türkiye’ye uygulanması diyebiliriz.” (TKP-ML Dava Dosyası, MİT Raporu.1973)

 

2023 SEÇİMLERİNDE OKUN SİVRİ UCUNU NEDEN HAKİM SINIF KLİKLERİNDEN EN GERİCİ VE EN FAŞİST OLANINA YÖNELTMEK ZORUNDAYIZ?


09.02.2023

Halil GÜNDOĞAN

 


Başta Emek ve Demokrasi Bloğu olmak üzere halk güçlerinin önemlice bir kesimi 2023 seçimlerinde Tayip Erdoğan ve AKP ve MHP dinci faşist iktidar blokunun önünün kesilmesini; günün isabetli siyasi taktiği olarak belirlemişken, ancak ne var ki bir kesim sol-sosyalist ve komünist güçler ise, bunun aksine; “bir faşisti indirip yerine bir başka faşistin gelmesi için oy kullanamayız” diyerek, cumhur başkanı seçiminde ‘boykot’ taktiğini, günün isabetli taktiği olarak ileri sürmekte.

 

Gerek toplumların yaşamında ve gerekse sınıflar arası mücadelede bazen, ‘normal’ olanın dışında, çok kritik anlarla yüz yüze kalınır. Tarihi anlardır o anlar. Ya doğru strateji ve taktiklerle geriye, daha yıkıcı ve kötü olana gidişin önüne set çekmek başarılır ya da aymaz tarihi öngörü körlüğünün ceremesini bir toplum olarak yaşamak zorunda kalınır. Bunun kahredici örnekleri tarihin her kesitinde çokça vardır ve çoğumuz da bunlardan en azından bir iki tanesini biliriz. 2023 cumhur başkanlığı seçimleri de işte böylesi kritik bir eşiği ifade eder. Çünkü Tayip Erdoğan ve kullanışlı aparatı AKP için 2023 seçimleri, kendi tabirleriyle, ‘hedefe varmak için’ binecekleri son ‘demokrasi treni’dir. Yirmi yıldır iktidarda olan ve başkanlık sistemiyle de tüm yetkileri kendisinde toplamışken, acaba yapmadıkları daha başka ne kalmış ki millet adına; “yeter, söz ve yetki milletin!” şiarıyla 2023 seçimlerini ille ki kazanmaları gerekiyor?

 

ZORUNLU BİR AÇIKLAMA

 

02.01.2023

Halil GÜNDOĞAN

 

Kısa bir süre önce; “Bir İşkence hane Olarak Sansaryan Han Ve Süleyman Cihan” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazının giriş bölümünden de anlaşılacağı gibi bu yazı, Anayasa Mahkemesi’nin Sansaryan Hana ilişkin kararı vesile yapılarak yazılmıştı.

 

Sosyal medyayı ve malum platformları aktif olarak takip etmediğimden; yazıya ilişkin kimlerin ne türden değerlendirmeler de bulunduğunu bilmiyorum. Bu çok ta önemli değil; elbette her okurun kendine göre değerlendirme, beğeni ve yergileri de olacaktır.

BİR İŞKENCEHANE OLARAK SANASARYAN HAN VE SÜLEYMAN CİHAN!

 

15.12.2022 

Halil GÜNDOĞAN

 


Dün, Sanasaryan Han’a ilişkin bir haber okudum gazetelerde: “92 yıl sonra Sanasaryan Han için tarihi karar.” başlığı altında, özetle, şunlar aktarılmaktaydı: 

 

“Ermeni fakir çocukların eğitim masraflarının karşılanması amacıyla vakfedilen ancak 1930 yılında devlet tarafından el konulan ve uzun yıllar İstanbul Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılan Sanasaryan Han, Anayasa Mahkemesi kararıyla 92 yıl sonra Ermeni vakfına geri verilecek.”[1]

 

Öncelikle ifade etmem gerekiyor ki; elbette, Anayasa Mahkemesi’nin, gecikmeli de olsa, devlet zoruyla gasp edilen bu mülkün, sahiplerine iade edilmesi yönündeki kararı olumlu ve önemlidir. 

YANLIŞ BİR PERSPEKTİF:

“ULUSLARARASI KOMÜNİST HAREKETİN BİRLİĞİ” SORUNUNU “MAOİSTLERİN BİRLİĞİ” SORUNU OLARAK TARTIŞILMASI!...

 

22.01.2022

Halil GÜNDOĞAN 

 

Uluslararası Komünist Hareket (UKH)'in birliği sorunu, 3.Eternasyonalin sonlandırılması sonrası sürecin “Güncel bir sorun”u olarak var ola geldi. Yani bugünün ya da yakın geçmiş dönemin bir sorunu da değil bu sorun.

 

UKH, 3.Enternasyonelin fes edilmesiyle örgütsel birliğini yitirirken; SBKP 20.Kongresi'ne modern revizyonist çizginin hâkim olmasıyla birlikte yaşanan ayrışmalarla, ideolojik birliğini de yitirerek; farklı iki kampa dönüşmüş oldu: Başını ÇKP ve Mao Zedung'un, AEP ve Enver Hocan'ın çektiği Marksist-Leninist kamp ve başını SBKP'nin çektiği ve adeta Avrupalı tüm KP’lerin dahil olduğu modern revizyonist kamp.

 

İsviçre mülteci entegre kampları: Ucuz iş gücü pazarı!..


21.07.2021

Halil Gündoğan

 

İki yıla varan bir süredir İsviçre' de kamplarda yaşamaktayım. Bu süre içerisinde kendi isteğim dışında (biri sürgün edildiğim deport kampı olmak üzere) toplam altı kampta kaldım.

 

Şunu net olarak gözlemlemiş oldum ki; kantonlar arası bir takım uygulama farklılıkları olmakla birlikte, tümünde sistem kesinlikle aynı temel mantıkla işliyor: Gerek ilk kamplarda ve gerekse de entegre kamplarında mülteciler ucuz iş gücü olarak görülmekte ve kullanılmaktadır.

 

Tüm kamplarda, kamp yönetimi alenen TAŞARONLUK yapmaktadır.

 

Gerek kamu ve gerekse özel sahadan gelen iş gücü talebi kamp yönetimine iletiliyor ve kamp yönetimi de paraya ihtiyacı olan mültecilere bunu iletiyor ve ihtiyaç sahipleri arasından yeterli sayıda mülteciyi, günlüğü 30 CHF karşılığında işgücü talebi olan kişi veya kuruma kiralıyor.


DEVRİMCİ KAMUOYUNUN BİLGİSİNE!


10.06.2021

Halil Gündoğan

 


“KARANLIĞIN TANRILARI” FERMAN BUYURMUŞ: “HALİL GÜNDOĞAN'IN SURATINA TÜKÜRMEK ÖNÜMÜZDE DURAN DEVRİMCİ GÖREV VE SORUMLULUĞUMUZGUR!”

 

İsviçre/ Basel 1 Mayıs etkinliğinde ve ardından 24 Mayıs’ta Zürich'te yaşananlara dair kaleme aldığım “provokasyon 'siyaseti' üzerine” ve “bir kez daha provokasyon 'siyaseti' üzerine” başlıklı iki yazım üzerine, belli bir odaktan yönlendirildiği açık olan, “sosyal-medya trollerince”, itibar cellatlığı yapılarak hakkımda kara propaganda başlatıldı.

 

Yalanın-dolanın bini bin para misali, “Bari 1 Mayıs etkinliğine katılmış olsaydı da bunları yazsaydı.” Dahi diyebildiler. Bu, acze düşenlerin çaresizliğidir. Oysa yazdıklarımın doğru olup olmadığının sorgulanması açısından bizzat orada olup olmamamın belirleyici bir önemi yoktur. Yalan yazacaksam, orada bulunarak da bunu yapabilirim. Tıpkı orada olanların bazılarınca ileri sürülen; “kadın arkadaşımıza şiddet uygulandı” misalinde olduğu gibi.

 

BİR KEZ DAHA PROVAKASYON 'SİYASETİ' ÜZERİNE

  

28.05.2021

Halil Gündoğan

 

1 Mayıs'ta İsviçre/Basel'de yaşananlar üzerinden; "Provakasyon 'siyaseti‘ne dair bir değerlendirme yazısı kaleme almış, ve  Partizan/ Yeni Demokrasi mensubu  küçük bir  grubun provokatif yaklaşım ve tutumlarına dikkat çekmiş ve ilgili kurumun, mensubu olduğu bu kişiler hakkında gereğini yaparak kamuoyuna  doyurucu bir açıklamada bulunacağına dair bir beklenti içinde olacağımı ifade etmiştim.

 

Ancak, geçen üç haftalık bu süre içerisinde, ilgili yapı mensubu kişilerden oluşan bir grup, Provokasyon 'siyaseti'ni, bu kez de şahsımı hedef alıp, itibar cellatlığı yaparak, "sosyal- medya" üzerinden devam ettirdiklerine tanık olduk.

 

“ÜLKEMİZ” VE “BAŞ ÇELİŞME” SORUNU ÜZERİNE KISA BİR DEĞİNİ


Halil Gündoğan

27.04.2021

 


Özgür Gelecek gazetesinin 27 Nisan 2021 tarihli sayısında, Halkın Günlüğü gazetesinin TKP-ML MK üyesi Meral Güzel ile yaptığı bir söyleşi yayınlandı.

 

M.Güzel'in, kendisine yöneltilen; “HBDH’nin devrim mücadelesindeki yerini nasıl tarif ediyorsunuz?” şeklindeki soruya verdiği yanıtta geçen bir kısım belirleme ve yorumları tartışma götürür niteliktedir.

 

Örneğin şu belirlemesi: “HBDH, biraz önce işaret ettiğimiz direniş odaklarıyla, kitlelerin mücadelesiyle, Kürt ulusunun mücadelesini birlikte ele almanın, Kürt ulusal sorununu öncelemenin somut ifadesi ve örgütlenmesidir.”

PROVAKSYON SİYASETİ!

 Halil Gündoğan

2 Mayıs 2021


Dün İsviçre Basel'de 1 Mayıs mitingindeyiz. Yağmurlu ve serin bir hava...Gelecek güzel günler özlemi yüklenmiş bir 'avuç' coşkulu yürek. Tolumun üzerine serpilmiş ölü toprağı sessizliğine inat avaz-avaz özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerini haykırıyorlar. Belki çok küçük, ama mevcut realitede, anlamlı ve değerli görkemli bir duruş abidesi misali...


Oraya katılan her bir devrimci bilinç, bunun önem ve sorumluluğunun idrakindedir ille ki. Bir devrimci olarak bugünün anlam ve önemini en üst seviyede temsil edebilmek için özel bir gayret içerisinde olur. Büyük bir sorumlulukla, kolektif bir emeğin ürünü olarak kotarılan bugüne gölge düşürebilecek en ufak bir olumsuzluğa sebebiyet vermemek için, her zamankinden çok daha fazla bir duyarlılık içinde davranır.