Bir reddiyedir Cahide Karakaş’ın intiharı (*)


 


Halil Gündoğan

Haziran.2016

 

Basına yansıyan “sıradan/olağan” kısacık bir haber: “1983 yılı Nisan ayında Diyarbakır Cezaevi’nden tahliye edilen Cahide Karakaş, Kasımpaşa’daki evinde intihar ederek, yaşamına son verdi.” (Mealen)

 

Kötü ünlü 5 No’lu zindan cehennemi olarak bilinen Diyarbakır insan kıyım merkezinden tahliye edilen bu genç kadının kendi yaşamına son vermiş olması, maalesef ki kamuoyunda adeta ölü kayıtsızlığıyla karşılandı. Çok yakın eş-dost çevresi ve bir-iki duyarlı aydın dışında kimselerin umurunda bile olmadı. Gerçi dönem, 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğünün toplumun üzerine ölü toprağı serdiği dönemdi de aynı zamanda. Dolayısıyla bizzat devlet terörünün kurbanı olan yüzlerce ölüm gibi, Cahide’nin ölümü de sessiz bir çığlık olarak atmosferde yitip gitti.

 

Devlet, Öcalan’ı kullanarak Kürdün iradesine ipotek koyuyor

 


Halil Gündoğan

5.02.2026

 

Kürtleri Öcalan kantarına çekmek

Özellikle de son dönemlerde devletin Rojava’daki Kürt kazanımlarının tasfiye operasyonu karşısında belli bir direnç sergileyen Kürt oluşumlarının karşısına, devlet adına söz kuran Bahçeli’sinden, Fidan’ına ve M. Uçum’una kadar belli başlı tüm aktörler, Öcalan bariyeriyle çıkmakta ve onlara Öcalan ayarı çekmekte. Öyle ki Türk ve Şam devletinin Rojava’da giriştiği kuşatma ve imha operasyonu karşısında son derece haklı ve meşru bir zeminde durarak itirazını, tepki ve öfkesini dile getiren ve bu temelde kitlesel barışçıl protesto ve destek etkinliklerinde bulunan ve keza Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı doğal ulusal haklarının tanınmasını içeren demeçleri karşısında dahi bunları, Öcalan’ın 27 Şubat paradigması kantarına çekerek, ayar vermeye çalışmakta bir beis görmüyorlar. Örneğin M. Uçum 1 Şubat 2026 tarihli yazısında aynen şunları söyleyebiliyor: