Halil Gündoğan
8.01.2026
Evet, Öcalan kamuoyuna bunu açıklamak zorundadır. Kapalı kapılar ardında “norm devlet” dediği devletin güvenlik bürokrasisiyle nasıl bir anlaşma yaptığını tüm ayrıntılarıyla başta Kürtler olmak üzere
bu halka açıklamak zorundadır.
Evet, açıklamak zorundadır; “bin yıllık kardeşlik” masalı altında “ev ve
tek söz sahibi büyük biradere” ne tür sözler verdiğini.
Açıklamak zorundadır; “Kürt-Türk İttifakının” hangi “yeni” tek taraflı
hizmetler karşılığı kotarıldığını.
Açıklamak zorundadır; “Kürt-Türk İttifakının” diğer parçalardaki Kürtleri
de kapsayıp kapsamadığını.
Evet, açıklamak zorundadır; “barış”, “kardeşlik” ve “ittifak” anlaşmasına
rağmen Türk Devleti’nin Rojavalı Kürtleri, aralarında “kan davası” olan İŞİD
zihniyetli Şam Devleti karşısında neden silahsızlandırmak ve örgütsüz bırakmak
için bu kadar ısrarlı davrandığını.
Açıklamak zorundadır; İŞİD zihniyetli Şam Devleti’nin buldukları ilk
fırsata Alevi ve Dürzilere karşı soykırımcı yok etme fiilleri işlemelerine rağmen,
Türk Devleti’nin hiç de dostane olmayan bu ısrarı karşısında neden onlara, “böyle
devam ederseniz masadan kalkmak zorunda kalırım. Halkım bunu asla kabul etmez
ve beni de aşar gider” şeklinde, “diplomatik” bir ayar çekmediğini.
Öcalan, Türk Devleti’nin Rojava’nın özerk yapısını ve hayati önem arz eden
silahlı öz savunma güçlerini dağıtarak Şam Devletine şartsız-koşulsuz teslim
olması, olmazsa bunu zorlan yapacaklarına dair tutumuna hangi stratejik Kürt
kazanımları pahasına sessiz kalmayı tercih ettiğini açıklamak zorundadır.
Öcalan bütün bunları elbette açıklamak zorundadır ve bizlerin de onu bunları
açıklamaya zorlama zorunluluğumuz vardır.
Ve her ne olursa olsun bizlerin Türk Devleti’nin İŞİD zihniyetli Şam
Devleti ile ortaklaşarak Rojava Kürtlerine karşı giriştiği savaşı şiddetle
protesto etmenin ötesinde, Rojava Kürtlerini sahiplenme sorumluluğumuz vardır. Tıpkı
Kobane sürecinde olduğu gibi, alan ve sokakları zapt ederek, Türk Devleti ve
beslemesi İŞİD çetelerine gereken karşılığı verdiğimiz gibi.
