Sayfalar

Zorunlu “Ateş kes” molası

 


 

Halil Gündoğan

17.04.2026

 

Savaşın iki neden

İran’ın, başını ABD’nin çektiği emperyalist güç odaklarınca böylesine üst perdeden öncelikli hedef seçilmesinin iki esaslı nedeni söz konusu. Bunlardan birincisi, ABD başta olmak üzere Batı Avrupalı belli başlı emperyalist güçlerin (Tabii bu kapsamda NATO ve üyesi Türkiye’nin) ve İsrail’in ön gördükleri Orta Doğu’nun yeniden dizayn edilmesinde İran’ın arz ettiği kritik önemdir. İkincisiyse; bir bütün olarak başlaması artık tamam bir zamanlama meselesi haline gelmiş olan top yekûn dünya savaşında İran’ın, yine başını ABD’nin çektiği emperyalist güç odaklarının baş rakip olarak hedefe oturttukları Çin-Rusya blokunun kuşatılmasında arz ettiği stratejik önemdir.

 

Öncelikler ve yöntem farklılaşması

Evet, İran’ın böylesine kritik önemde stratejik bir hedef olarak seçilmesi esasen bu iki nedenden ötürüdür. Fakat burada vurgulayarak öne çıkarmak gerekiyor ki İsrail ve söz konusu Batı Avrupalı emperyalist güç odakları açısından öncelikli olan gerekçe, İsrail için yaşamsal tehdit olan İran’ın ehlileştirilmesini içeren BOP kapsamlı gerekçedir. İkinci gerekçe ise hem birincisinin halledilmesiyle zaten kendiliğinden hallolacaktır ve hem de özellikle Çin’in kuşatılması önceliği, Batı Avrupalı emperyalist güçlerin önemlice bir bölümünün üzerinde hem fikir oldukları bir strateji değil. Bu konuda özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya hem ABD’nin bu konuda dayattığı “oyun stratejisini” tasvip etmemelerinden ve hem de kararın ortak iradeyle alınmadan, tek taraflı bir şekilde dayatılmasından ötürü, savaşa doğrudan katılmayı ve aktif destek vermeyi reddederek, ABD ve İsrail’i sahada adeta kendi başlarına bırakmış oldular.

 

Hesap hatası ve İran “sürprizi”

Keza burada vurgulayarak öne çıkarılması gereken bir diğer husus da ABD ve İsrail’in yıldırım baskın tarzında, sistemin askeri ve siyasi komuta merkezlerine ve keza askeri ve iktisadi can damarlarına yönelik son derece etkili stratejik saldırıları karşısında İran’ın, etkili savunma stratejisiyle sergilediği performanstır. Keza özellikle de dünya ekonomisi üzerinde son derece sarsıcı etkiler yaratan Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD’nin bütün o erken sonuç alma heves ve hesaplarını ters yüz etti.

 

Ateşkes taktiği

İran’ın bu karşı atakları karşısında NATO’yu da devreye sokamayı başaramayan ABD, durumu toparlamak ve stratejiyi yeni baştan kurmak için, zaman aralığı kazanma aracı olarak, ateşkes taktiğine baş vurmak zorunda kaldı. Yani ABD kısa bir mola istedi İran’dan. Böylesi bir molaya İran’ın da zaten fazlasıyla ihtiyacı olduğundan; tarafların ortak kararıyla savaşa kısa bir mola verildi.

 

Kalıcı ateşkes ve barış olasılığı

Bu ateşkesin kalıcı bir ateşkese ve dolayısıyla da bir barışa evrilme olasılığı adeta sıfır denilecek kadar düşük. Malûm, ABD ateşkesi kısa bir süre daha uzattı. Mümkündür ki benzeri tekrarlar yaşanabilir de. Ancak şurası kesin ki ABD bütünlüklü bir strateji ve hedef değişikliğine gitmeden veya gerek sahadaki askeri zorlanma ve artan oranlarda iç ve dış kamuoyu baskısı sonucu BOP’dan vazgeçmeden bu operasyonu bu haliyle bırakacağını düşünmek, safdillik olur.

Mevcut durumda ABD ve İsrail, savaşı başlatma gerekçesi yaptıkları hiç, ama hiçbir hedefe ulaşabilmiş değiller. Tam aksine savaşın psikolojik üstünlük boyutunu İran’a kaptırıp, ateşkesi isteyen taraf durumuna düşerek, karizmayı fena halde çizdirmiş durumdalar. Dolayısıyla da savaşı bu haliyle sonlandırıp evlerine geri döneceklerini beklemek büyük bir yanılgı olur. Bu savaşı bir şekilde kendi lehlerine sonuçlar doğuracak şekilde tırmandıracaklarını beklemek gerekir.

 

Yeterlilik kriteri

Temel yeterlilik kriteri muhtemelen şu olacaktır: Tıpkı Suriye’de yapıldığı gibi İran’ı da İsrail için ölümcül tehdit oluşturma durumundan çıkarmak veya bir şekilde bir saldırmazlık anlaşması imzalamaya razı etmek.

 

Olağan seyir

Yani ortaya çıkmış olan mevcut denklemde ABD ve İsrail İran’ı bu kıvama getirene kadar savaşı tırmandırarak sürdüreceklerini beklemek gerekiyor. Bu asgari hedef tutturulmadan ABD ve İsrail’in normal koşullarda bu savaşı sonlandırmaları pek olası değil. Ancak ki İran’ın sahada bunları askeri olarak hezimete uğratması veya iç ve dış kamuoyunda oluşacak çok güçlü basıncın onlara geri adım attırması halinde kuyruğu bacakları arasına alarak geri çekilebilirler. Bunun dışında bir “sürpriz” beklemek, galiba pek gerçekçi olmayacaktır.