Öcalan ve Uçum’un ortaklaşan projesi: Sol’u ehlileştirme

 


Halil Gündoğan

1.01.2026

 

 

Öcalan’ın özel ‘tarihi’ misyonu

Daha önceki bir-iki makalemde, Öcalan’ın gerek Kürt ulusal sorununun ve gerekse komünizm hedefli devrimci sınıf mücadelesinin özünü saptırıp, içini boşaltarak, bu iki esaslı sorunu sistem için zararsız hale getirme ve bunlardan ilkini devlete, ikincisini de kapitalist sisteme entegre etme özel görevi üstlenmiş olduğunu ifade etmiştim. Keza bu tutumundan hareketle de onu, artık ideolojik olarak karşı saflarda konumlanmış özel bir misyoner olarak tanımlamıştım.

Öcalan’ın İmralı sürecinde ortaya koyduğu külliyatın tamamı ele alınıp irdelendiğinde bu gayenin güdüldüğü, zaten tüm açıklığıyla anlaşılacaktır da. Tabii bunu anlamak için aslında o kadar geriden araştırma ve sorgulamaya da gerek yok. Devlet ve sistemle daha açıktan, doğrudan ve tam olarak angaje olduğu şu son süreçle, daha bir konsantre vurgularla, mürit kıvamındaki örgütlü kitlesine ve kamuoyuna sunduğu ve adına “yeni paradigma” dedikleri tezlerine bakmak da yeterli gelecektir.