Halil Gündoğan
30.07.2026
Sevr yerine Lozan
Sevr Antlaşmasının iptali karşılığında, yeni bir antlaşma olarak Lozan Antlaşması imzalanır. Bu antlaşma, özetle söylemek gerekirse, Kürt yurdunun dört devlete pay edilmesini onaylayan, keza Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bugünkü resmi sınırlarını belirleyip kabul eden, uluslararası emperyalist bir antlaşmadır. Tabii aynı zaman da Türklerin “yeminli” Misak-ı Milli Sınırları içinde saydıkları birçok yeri kaybettikleri, Boğazlar üzerindeki hakimiyetinde birtakım kısıtlamalar getirmiş bir antlaşmadır da. Bundan ötürü de hem Kürtler ve hem de Türklerin özellikle de milliyetçi ve Siyasal İslamist kesimlerinin ekseriyeti bu antlaşmaya, oldum olası karşıdır.
Lozan Antlaşması, UKKTH’nın
zorbaca ihlalidir
Ulusal kurtuluşu davası güden siyasal Kürt oluşumlarının tamamı, doğal
olarak bu emperyalist antlaşmanın dayattığı statükoyu tanımamayı, siyasal
programlarının temel ilkesi olarak belirlemişlerdir. Bu antlaşmayı, Birleşmiş
Milletlerin de kabul etmiş olduğu Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkının,
zorbaca ihlali saymışlardır. Haliyle, buna karşı isyanı da meşru bir hak arama
eylemi olarak tanımlamışlardır.
PKK de diğer pek çok Kürt ulusal hareketi gibi, programına, bunun bir
ifadesi olarak; “Birleşik Bağımsız Kürdistan” devletini kurma hedefini koymuştu.
Çünkü ancak bununla ellerinden alınmış olan kendi kaderlerini tayin hakkını,
yani bağımsız bir devlet olarak kendilerini var etme hakkını geri
alabilirlerdi. Ve bu, elbette ki meşru bir talepti. Tabii ki bu hak uğruna
isyan etmeleri de aynı şekilde meşruydu. İsyan ve kalkışmaların her birinin
akıbetlerinden bağımsız olarak, bu meşruiyet tartışmasız olarak doğrudur.
Kürt ulusal özgürlüğü davası edinmiş siyasal oluşumların ve hareketlerin
bir kısmının süreç içerisinde egemen ulus devletle bir şekilde uzlaşarak geri
çekilmeleri, Lozan Anlaşmasını meşru görüp, sonucunu kabullendikleri anlamına
gelmiyor. UKKTH’yi belki bağımsız devlet kurmaktan federasyon veya özerklik vb.
sistem içi bir siyasal statü pozisyonuna çekmişlerse de ama yine de ulusal
haklarından asla tamamen vazgeçmemişlerdir. Yani bariz bir yeni İdris-i Bitlisi
örneği yaşanmamıştır. Öyle ki Erdoğan’ın din kardeşi de olan, Cumhur İttifakı’nın
küçük müttefiklerinden HÜDA PAR bile açıkça parti programına bir Kürt
federasyonun kurulması hedefini koymuştur. Vs. vs.
PKK’nin 180 derecelik
tornistanı
Fakat Kürt ulusal özgürlük davası savunucusu olarak ortaya çıkmış,
dışındaki tüm oluşumları da sömürgeci devletle örneğin federasyon, özerklik vb.
talepler zemininde bir şekilde uzlaşmak isteyen kesimleri “tırşikçiler” olarak
damgalamıştır. Bu gerekçelerle, adeta tümüyle çatışmış, bir dünya dolusu
“kardeş kanı” akıtmıştır. Keza kendi içindeki binlerce muhalifi, “devlet
işbirlikçisi” gerekçesiyle acımasızca infaz etmiştir. Ve ama işte bu PKK, gerilemiş
olduğu nokta itibariyle bugün, o çıkış noktasının tam olarak 180 derecelik
reddiyle; Lozan Antlaşmasına karşı geliştirmiş olduğu o tarihi itiraz ve isyanı
artık tümden geri çekmiş durumdadır.
180 derecelik bu tornistan, hedefe varmanın stratejisi olarak seçtikleri
silahlı mücadele tarzını terk ettiklerini ilan etmelerinden ötürü değil elbet.
Kürtlerin, bir ulus olmaktan kaynaklı kolektif haklarından, dört parçadaki
egemen ulus devletler lehine, tek taraflı olarak vazgeçtiklerini beyan etmiş
olmalarıyla bu tornistanı gerçekleştirmiş oluyorlar.
Apocu Kürt Siyasal
Hareketinin ikilem ve açmazı
Tabii tüm bileşenleriyle Apocu Kürt Siyasal Hareketi buna; “hayır, biz ulusal
haklarımızdan asla vaz geçmiş değiliz. Sadece mücadele stratejimizi
değiştirdik; neden bunu anlamıyorsunuz?” diyerek, yüksek perdeden ve keza o
alışıldık sekterlikleriyle itiraz etmekten de geri durmuyor. Hatta Lozan
Antlaşması’nın yıl dönümü olan 23 Temmuz’da bu antlaşmayı çeşitli şekillerde
protesto etme etkinliklerinde bulunmaya da devam ediyor.
Bu, Apocu Kürt Siyasal Hareketinin, iradesini ipotek olarak bıraktığı
Öcalan tarafından bizzat içine sürüklendikleri büyük açmazıdır. Çünkü bir
taraftan, iradelerini ipotek bıraktıkları Öcalan ne derse, bunu kutsal bir
buyruk olarak kabul edip, gereğini harfiyen yerine getireceklerini söylüyor ve
ama bir taraftan da bir üst paragraftaki söz ve tutumlarını devam ettirmeye
çalışıyor. Oysa Öcalan (en yeni, yepyeni paradigmasıyla) buyuruyor ki: “Kültürel haklar dahil, ulus olarak Kürtler
için her türlü siyasal statü talebi, mutlak surette reddedilmesi gereken,
kapitalist modernitenin dayattığı milliyetçi bir yaklaşımdır. UKKTH, zaten
çoktan terk edilmesi gereken ve hatta hiç bulaşılmaması gereken ideolojik bir
sapma olarak, bir yol kazasıydı. Bunun yerine, ‘Demokratik Entegrasyon’
temelinde, dört parçadaki ulus devletlere katılarak, onları ‘Demokratik
Cumhuriyetler’ olarak yeniden inşa ederek, güçlü devletlere dönüştürmeyi
hedefleyeceğiz. Kürtleri, ‘kurtlar sofrasına’ dönmüş bölgede, emperyalistlerin
birer aparatı olmaktan kurtaracak biricik yol budur.” (Mealen)
Meşrulaştırılarak
kabulleniliyor
İşte bu “yepyeni” “Demokratik Entegrasyon” ve “Demokratik Cumhuriyet İnşası”
paradigmasıyla Öcalan, Lozan Antlaşmasıyla Kürtlere dayatılan ve yüzyıldır
aşılamamış olan o “dört parçalı sömürge statüyü”, en azından Apocu Kürt Siyasal
Hareketi ve onun, milyonları bulan kitle tabanı nezdinde meşrulaştırmış oluyor.
Keza, her bir parçadaki egemen ulusun yüz yıldır yapmak isteyip de ama bir
türlü başaramadığı zorla asimilasyonu, bu kez Kürtlerin de aktif ve "gönüllü" desteğiyle tamamına erdirmenin yolunu açmış oluyor.
Bu ihanetin uzun ömürlü olma şansı yok
Fakat Öcalan böyle buyuruyor diye sınıfsal ve Kürt ulusal mücadelesinin
dinamikleri buna riayet eğecek değil. Önderlikleri tarafından şu an “hipnoz”
edilmiş durumda olan Apocu Kürt Siyasal Hareketinin bile, olgunun özüne aykırı
bu “yepyeni” paradigma ihanetini uzun süre devam ettirmesi öyle çok da kolay
olmayacaktır. Çünkü olgunun kendi iç dinamikleri tarafından kuşatılacak ve
değişime zorlanacaklardır. “Önderliğe sadakat yeminine” bağlı kalmakta ısrar
etmeleri halinde de (hele ki Öcalan bu diyardan göçüp gittikten sonra) acımasızca
aşılacaklardır. Hayatın ve bir dava kavgasının olağan ritmi böyle işler çünkü.
