Halil Gündoğan
30.01.2026
Türk Devleti’nin
Rojava düşmanlığı bugün başlamadı
Türk Devleti ve taşeronu ÖSO çetelerinin aslında Esad’ın devrilmesi
operasyonu sürecinde de Kürtlere yönelme girişimleri oldu. Ancak bu operasyonun
esas kurgulayanı İngilizlerin “ana hedeften sapılmasın” ikazıyla, daha uygun
koşullara erteleme tercihi yapıldı.
İŞİD militanı Colani’nin elbirliğiyle Şam Devleti’nin başına getirilmesi ve
belli bir meşruiyet kazandırılmasıyla birlikte de Türk Devleti Kürtleri
tekrardan sıcak hedefe oturttu. Arzuları, Kürtlerin sahip olduğu tüm siyasi,
askeri ve stratejik ekonomik statülerin tasfiye ettirilerek, din ve mezhepdaşları
İŞİD zihniyetli Şam Devletinin himaye ve buyruğu altına sokulmasıydı.
Öcalan pay sahibidir
Türk Devleti’nin Rojava Kürtlerine reva gördüğü bu sıfır ulusal haklar
statüsüyle şeriatçı ve Arap milliyetçisi Şam Devleti’ne eklemlenmesi
dayatmasının psikolojik referans dayanağı da tabii ki aynı statüyü, “‘Kürt-Türk
İttifakı’ ve ‘bin yıllık kardeşlik’ bağlarımızla bölgenin kaderini değiştireceğiz.
Önderliğiniz ne yaptığını biliyor, ona güvenin. Kürt’e devlet, federasyon vb. ulusal
siyasi statüler gerekmiyor.” masalıyla K. Kürdistanlı ve Rojhilatlı Kürtler
için de isteyen Öcalan’dı. Nitekim başta Bahçeli olmak üzere birçok
etkili-yetkili zevat, direnç gösteren Kürt siyasi aktörünü Öcalan kırbacıyla
terbiyeye dahi kalkışmakta. Öyle ki Bahçeli, General Mazlum Abdi’yi, “Kurucu
önderine saygısızlık ve sadakatsizlik yapan İsrail piyonu terörist” olarak bile
itham edebildi.
Ve nihayet Türk Devleti, ABD ve İsrail ile yaptığı gizli pazarlıklar sonucu
İran operasyonunda müttefik olarak Şam Devleti tercihine karar kılınca; Rojavalı
Kürtleri hak yoksunu bırakmayı amaçlayan askeri operasyonunu başlatma iznini kopardı.
Yani bu anlaşmanın gereği olarak Türkiye Rojavalı Kürtlerin tüm ulusal
statülerini tasfiye ederek onları üniter ve tıpkı Türkiye modeli gibi güçlü
başkanlık sistemiyle yönetilecek şeriatçı ve kadın düşmanı merkezi Şam
Devletine eklemleyebilecekti.
Ağzının bir
yarısıyla kardeşlik masalı, diğer yarısıyla kanlı savaş naraları
Nitekim bu fiili savaş 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’te bulunan iki Kürt
mahallesine yapılan kuşatma ve saldırılarla başlatılmış oldu. Ağızlarından
çıkan “Bin yıllık kardeşlik” ve “Türk-Kürt İttifakı” sözleri henüz havada
uçuşmaya devam ediyorken; eş zamanlı olarak İŞİD, ÖSO, HTŞ ve diğer pek çok
şeriatçı yabancı uyruklu çete mensuplarının Türk Devletiyle kol kola ve omuz
omuza akıttıkları her bir damla Kürt kanı ve özellikle de hunharca katledilen,
ölü bedenine işkence ve cinsel tacizde bulunulan Kürt kadınlarına reva görülen
bu aşağılık uygulamaları zafer naraları ve sarhoşluğuyla karşıladılar. “Yandaş medya” denilen ırkçı şoven kalemşorler
resmen Kürt düşmanlığı propagandası yapmakta birbirleriyle yarıştı. Ve devlet
resmen bunların sırtını sıvazladı.
Apocu Kürt Siyasal
Hareketinin aymazlığı
Ve ilginçtir bütün bunlar, başta Öcalan olmak üzere, bir kısım Apocu Kürt
Siyasi Hareketi mensuplarınca hâlâ da “süreci provoke eden art niyetli
girişimler” olarak sunulabilmekte. Oysa şayet bir provokasyon varsa ve
yapılıyorsa, bunu, “Kürt-Türk İttifakı” oluşturduğunuz ve kendinizi kutsal “Bin
yıllık kardeşlik” bağıyla bağladığınız Türk Devleti yapmakta.
Sahi, Apocu Kürt Siyasi Hareketi, Öcalan tarafından kendilerine dayatılan
bu ittifak ve kardeşlik masalını sorgulamak için Türk Devletinin daha ne
yapmasını bekliyor acaba?
“Kürdün, değil kendi işgali altındaki K. Kürdistan’da, başka devletlerin
sınırları içinde bulunan ‘dış Kürtlerin’ bile hiçbir ulusal hak ve statü
kazanmasına tahammülü olmayan ırkçı-faşist bir zihniyetin temsilcisi olanlarla
neyin ittifakı ve neyin kardeşliği sevdasındasın? Bu yalanı neden Kürtlerin
kafasına sokarak beyinlerini köleleştiriyorsun ey Serok?” diye sorma iradesi
göstermeniz için daha ne olması gerekiyor?
İttifak kurduğu ve kardeş olduğunu söylediği ve o coğrafyada şeriatçı
faşist bir çete devletine karşı demokrasi ve laikliğin önemli dayanağı
durumunda olan Rojava Kürtlerini neden savunmasız ve örgütsüz bırakarak ısrarla
İŞİD zihniyetli çetelerin önüne atmak istediğini sorgulamanız için daha ne
yapması gerekiyor mevcut iktidar bloğunun?
Bu soruyu aynı şekilde kendisini demokrat ve laik olarak tanımlayan tüm
toplum kesimlerinin de sorup, aktif karşı tavır koymaları için daha ne olması
bekleniyor acaba?
Suç ortağı olmayın,
halka açık ve dürüst olun
Daha önceleri de ifade edildiği gibi Öcalan ve PKK çıkıp kapalı kapılar
ardından pişirilen İttifak ve kardeşlik anlaşmasının ne olduğunu bu halka
açıklamak zorunda. Türk Devleti ve piyonu çeteler, kardeşlik ve ittifak adına
bugün Rojava’da yarın da benzeri şekilde Rojhilat’da Kürt düşmanlığı yapacaksa;
bunun neyle ve nasıl mümkün olabileceğini açıklamak zorundadırlar. Aksi
takdirde tarih önünde Türk Devleti ile suç ortaklığı yapmış olacaklardır.
Karayılan unutmamalı ki bu sürecin Kürt ihanetçileri sadece o saydığı
emperyalist devletler değildir. Onlar zaten halkların dostu da olamaz. Baş
ihanetçi, onları bu sona sürükleyen paradigmalarıyla Öcalan ve bir ulusun
iradesini Öcalan’a ipotek ettiren PKK’nin ta kendisidir.
PKK iradesini geri
çekip, aktif inisiyatif almalı
Apocu Kürt Siyasal Hareketi, tarihin büküm noktasında olduğunun bilinciyle,
Türk Devleti’ne karşı şu kesin tutumu almak zorundadır: “Roşava Kürtlerine
düşmanlık yaparak ve onlarla savaşarak bize “Kürt-Türk ittifak” ve “kardeşlik”
masalı okuyamazsın. Meydanlardan yükselen “Kürdistan tek vatandır” seslerine
kulaklarınızı tıkayamazsınız. Bunu yapmaya devam ederseniz o iç barış dediğiniz
barışı bizzat kendiniz dinamitlemiş olursunuz.”
Bugün Rojava’yı
savunmak tarihi bir sorumluluktur
Kürt halkının bugün gerçekten de zorlu bir eşikte olduğu aşikâr. Varıldığı
ileri sürülen anlaşma Rojava Özerkliği adına kurumsallaştırmış her ne var
idiyse, adeta tümünün sıfırlaması anlamı taşıdığından; çatışma ve hesaplaşma
kapıları sonuna kadar açık bırakılmış durumda. Dolayısıyla da Kürtlerin direnmekten
başka bir yolu ve çıkışının olmadığı da ortada. Ancak bu, tek başına onların
görev ve sorumluluğu da değil elbet. Kendisine ilerici, demokrat, sol-sosyalist
diyen tüm kesimlerin güçlü enternasyonalist dayanışmayla bu direnişe her türlü ortak
olmasıyla başarılabilecek bir şeydir. Zafer direnen Rojava halkının olacaktır
yeter ki direniş “Önderlik talimatları” ile içten bozuma uğratılmasına şans
tanınmasın.
